Mahkemece, faturalara konu olan nakliye şirketince teslimi gerçekleştirilen mal miktarı belirlenip, davacı şirketin satıştan dolayı alacağının tespit edilip, karşı davaya konu edilen tarafların kabulünde olan ödemenin de mahsubundan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Davacı ile dava dışı İnşaat ve Tic. Ltd. Şti. arasında görülen davada, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin menfi tespit talebine konu dört adet çek kapsamında incelenerek karar verildiği, eldeki davada ise davacı, dava dışı İnşaat ve Tic. Ltd. Şti. ile imzalanan faktoring sözleşmesi uyarınca dava dışı şirkete yapılan ödemeler ve alınan temlikler kapsamında dava dışı şirketten alacaklı olduğunu iddia etmekte olup, söz konusu menfi tespit davasında verilen kararın eldeki davada kesin delil niteliğinde olmadığı- Davacı ile dava dışı şirket arasında imzalanan genel faktoring sözleşmesi ve bu sözleşme uyarınca yapılan işlemlerin, diğer bir deyişle aralarındaki faktoring ilişkisinin sözleşme kapsamında incelenmesi, gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırılarak sonucunda davacı şirketin alacağının belirlenmesi hâlinde, davalı kefillerin kefalet limitleri ile sınırlı olarak sorumlu olduklarının kabulüne, aksi hâlde asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesi gerektiği- Dava dışı ... İnşaat ve Tic. Ltd. Şti. ile davacı arasında görülen ve faktoring şirketine verilen dört adet çeke ilişkin menfi tespit davasının eldeki asıl ve birleşen davada kesin delil olduğu gerekçesiyle verilen direnme kararının yerinde olmadığı- "Dava dışı şirket ile davacı ... arasında görülen menfi tespit davasında alınan bilirkişi raporu ile sözleşme ilişkisinin değerlendirildiği ve dava dışı şirketin borçlu olmadığına karar verildiği, bu nedenle aynı sözleşmede kefil olarak yer alan davalıların sorumluluklarının bulunmadığı, menfi tespit davasında verilen kararın eldeki asıl ve birleşen davada kesin delil niteliğinde olduğu" görüşünün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
10.10.2012 tarihinde 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine-
Tarafların kardeş olması sebebiyle uyuşmazlığın ispatında HMK'nın 203. maddesi uyarınca tanık dinlenebileceği ve dinlenen müşterek kardeşin görgüye dayalı beyanlarıyla dava konusu bedelin davalı hesabına emaneten yatırıldığının usulünce ispatlandığı anlaşıldığından, alacak davasının kısmen kabulüne dair verilen kararın usul ve kanuna uygun bulunarak onanması gerektiği-
Mahkemece, davacı işçiye, usulüne uygun olarak işyeri değişikliği ve işe davet yazısı bildirilmiş olmasına rağmen, işe başlamadığı, davete neden icabet etmediği ve en son mevsimlik çalışmaya katılmama sebebi konusunda herhangi bir delil ibraz etmediği, davacının çalışmalarının sürekli ve kesintisiz olarak devam eden nitelikte de bulunmadığı, daha önceki mevsimlik çalışmaların da yılın son aylarında sona erdiği dikkate alındığında baraj inşaatındaki işin bitmesinin davacının işten çıkarılması manasına gelmeyeceği; bu nedenle, feshin 4857 sayılı Kanunun 25/II-g maddesi hükümlerine uygun olduğu, kıdem ve ihbar tazminatı talepleri yasal dayanaktan yoksun olup, kıdem ve ihbar tazminatı istemleri yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Dava dilekçesindeki talepler bakımından davacı, belirsiz alacağın bir türü olan kısmi eda külli tespit davası olarak açmış olduğundan bu dava tarihinde faiz başlangıcı yönünden Dairemiz uygulaması kısmi dava esasları ile aynı olup kıdem tazminatı dışındaki hüküm altına alınan alacaklar bakımından dava dilekçesi ile istenen miktar için dava, ıslah (talep artırımı) dilekçesiyle artırılan miktar için ise, ıslah (talep artırımı) tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken alacakların tamamına dava tarihinden faiz yürütülmesinin hatalı olduğu-
Feragatin yargılamanın her aşamasında yapılabileceği, karşı tarafın kabulüne de bağlı olmadığı, vaki feragat nedeniyle işlem yapılmak üzere hükmün bozulması gerektiği-
11. HD. 08.02.2023 T. E: 2021/4856, K: 692
Rücu davasında amacın, 'birden fazla kişinin birlikte aynı zarara sebep olmaları ve bu zarardan farklı hukuki nedenlerle de olsa sorumlu olmaları durumunda müteselsil sorumluların birbirlerine karşı açtıkları davada, her bir müteselsil sorumlunun ayrı ayrı kusur oranlarını belirleyerek o kusur oranına isabet eden tutardan sorumlu tutulmalarını sağlamak' olduğu-
Davacı, haksız kesintiye ilişkin olarak davalı bankayı dava tarihinden evvel temerrüde düşürmediğinden, mahkemece hükmedilen alacağa dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği-
İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.
