Davacının taşınmazlar dışındaki taleplerinin Borçlar Kanunu 244. maddesinde (6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 295. Md.) düzenlenen bağıştan rücu nedenine dayalı olarak değil, Aile Hukukundan kaynaklanan gerek evlilik öncesi ve gerek evlilik nedeniyle verilen menkul mal, para ve eşyaların geri alınması isteğine ilişkin olup; bu tür bir isteğin doğrudan doğruya evlilerin benimsedikleri mal rejimi ile bağlantılı olduğu-
Aynı işverene karşı üç çalışan birlikte dava açmış olmasına karşın, aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayıp her birinin hizmet süresi, ücreti, yaptığı iş farklı olabileceğinden davaların tefrik edilerek ayrı ayrı sürdürülüp sonuçlandırılması gerektiği-
Dava konusu olan dairenin satın alma tarihi itibari ile yüklenicinin ileri fesih nedeni ile hakettiği belirtilen ilk 22 sırası içerisinde olmadığı, 23. sırada bulunduğu ve bu nedenle yüklenicinin yaptığı imalatlar gereği bu dairenin tapusunu haketmediği-
Davacının gerçek iradesini yansıtmayan ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptal edilmesi gerektiği-
6183 sayılı yasaya göre açılan icra takiplerine dayalı istihkak davalarının aynı yasanın 68. maddesi gereğince icra mahkemelerinde değil asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerekeceği-
Arasında bağlantı bulunan davaların birleştirilmesi gerektiği-
«Sıra cetveline itiraz davası» ile «ihalenin feshi davası»nın -icra mahkemesinde- birlikte görülemeyeceği—
Taraflar arasındaki kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali davası-
Tüm dosya kapsamı incelenip, davacının .......... Kadastro Mahkemesinin ön inceleme duruşmasındaki "Uygulama kadastrosu çalışmalarına itiraz ediyorum" şeklindeki beyanı dikkate alındığında, davacının davasının uygulama kadastrosuna itiraz niteliğinde olduğunun görüldüğü, mahkemece yapılması gereken bu husustaki taraf delillerinin toplanarak esas hakkında karar verilmesi iken, eldeki davanın yanlış hukuki nitelendirme sonucu daha önceki el atmanın önlenmesi davası nedeni ile derdestlikten reddinin doğru olmadığı-
Borçlu ve 3.kişi şirketlerin görünürde farklı tüzel kişiliklere sahip olmalarına karşın, ünvanları, ortaklık yapıları, iş kolları ve adresleri itibariyle iç içe ve tam bir organik bağ içerisinde bulundukları anlaşılıdığından, aralarında alacaklılardan mal kaçırma amacına yönelik yapılan danışıklı işlemlerin ise iyiniyetli alacaklının haklarını etkilemeyeceği, mahcuzların borçlu ile 3.kişi tarafından birlikte ellerinde bulundurulduğu ve İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararına olduğu kabul edilmesi gerektiği-
İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.
