• “1998 ve 1999 Tasarısı”ndaki Gerekçe

     «Madde 21- Yürürlükteki kanunun 21 inci maddesini karşılamaktadır.

    Maddenin kenar başlığı velayet ve vesayet altında bulunan kişilerin yerleşim yerlerinin ifade etmek üzere “yasal yerleşim yeri” şeklinde kaleme alınmıştır. Maddede ana ve babanın birlikte velayet hakkına sahip olduğu durumlarda velayet altındaki küçüğün yerleşim yerinin ana babanın yerleşim yeri olduğu hükme bağlanmıştır. Ana babanın ortak bir yerleşim yerinin bulunmadığı, eşlerin ayrı yaşadığı, boşanma halinde henüz velayet hakkına sahip olmayan ana veya babanın söz konusu olduğu durumlarda çocuğun yerleşim yeri, çocuk kendisine bırakılan ana veya babanın yerleşim yeri olacaktır. Buradaki “çocuğun kendisine  bırakıldığı” deyimi, fiilen çocuğu yanında alıkoyan ana veya babayı değil, bırakılmanın bir hakka dayanmasını ifade etmek üzere kullanılmıştır. Bir başka ifadeyle buradaki alıkoymak, fiili durumu değil “hukuka uygun bırakılmayı” ifade eder.

    Ana baba velayet hakkına sahip değiller ve çocuk bunlardan birinin korumasına bırakılmış da değilse, maddede çocuğun oturma yeri onun yerleşim yeri olarak kabul edilmiştir.

    Maddenin ikinci fıkrasında vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri, vesayet makamının bulunduğu yer olarak düzenlenmiştir.»


  • “1984 Tasarısı”ndaki Gerekçe

    ‘Madde, yürürlükteki kanunun 21. maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki metin esas alınmakla beraber kocasından ayrı yaşamakta olan karının ayrı bir yerleşim yeri edinebilmesi için herhangi bir izin veya şart aranmamıştır.’:

    “3. Kanuni yerleşim yeri

    Madde 21- Kocanın yerleşim yeri karının, ana ve babanın yerleşim yeri velayetleri altındaki çocukların, sulh mahkemesinin bulunduğu yer, ona bağlı vesayet altındaki kimselerin yerleşim yeridir.

    Kocasının yerleşim yeri belli olmayan veya ayrı yaşamakta olan karı, başka bir yerleşim yeri edinebilir.”


  • “1971 Tasarısı”ndaki Gerekçe

    ‘1) Terim ve ifade : İfade sadeleştirilmiş (vesayet altındaki kimse) deyimi yerine yukarıda on ikinci maddenin gerekçesinde belirtilen sebeplerle, (vesayetli) terimi kullanılmıştır.

    2) Biçim değişikliği, yoktur. Madde bugünkü metinde olduğu gibi iki ayrı fıkra halinde muhafaza edilmiştir.

    3) Hüküm değişikliği: Maddenin birinci fıkrasındaki (mahkeme) yerine (Sulh Mahkemesi) denilmek suretiyle, aşağıda vesayet bahsindeki hükümlerle bağlantı sağlanmıştır. Bundan başka karının Medeni Kanunda belirli durumlarda, daha mahkemece karar verilmeden önce dahi, müstakil bir ikametgah edinmeye haklı bulunduğu, kanunun İsviçre aslındaki metne uygun olarak belirtilmiş ve tatbikattaki tereddütlere son verilmek amacıyla ikinci fıkra bu yolda açık bir ifadeye bağlanarak aşağıda 162 nci maddeye paralel hale konulmuştur.’:

     “3. Kanuni ikametgah.

    Madde 21- Kocanın ikametgahı karısının; ana ve babanın ikametgahları, velayetleri altındaki çocuklarının ikametgahıdır; vesayetlinin ikametgahı, bağlı olduğu Sulh Mahkemesinin bulunduğu yerdir.

    Kocasının ikametgahı belli olmayan veya kocasından ayrı yaşamaya hakkı olan karı kendisine ayrı bir ikametgah edinebilir.”