"....İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; münferiden imzalanmış olan ve teminat olarak davalıya 16.03.2021 tarihinde 20.000.000,00 TL bono imzalatılan kredi sözleşmesinin tarihinin 22.09.2019 olup, bilirkişi tarafından yerinde yapılan incelemede 22.09.2019 tarihli kredi sözleşmesi haricinde münferit bir kredi sözleşmesi tespitinin yapılamadığı, bu durumda münferit kredi sözleşmesinin genel kredi sözleşmesinde öngörülen limitlerin sözleşmenin akdedildiği tarihteki koşullara uyarlanarak belirlenmesi ile 22.09.2019 tarihinde imzalandığı, buna göre borcun doğum tarihinin tasarruf tarihinden sonra olduğu, öte yandan, davacının davalı borçluya ait başka taşınmazlar üzerinde ipoteği olduğu, davalı borçlu ... tarafından yapılan ödemeler, davacı banka lehine verilen ipotekler ve davacı banka tarafından haciz konulan taşınmazlar göz önüne alındığında davacı bankanın eldeki davayı açmakta hukuki yararının da bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK’nın 353/1-b-2. bendi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.06.2024 tarih ve 2022/2655 E., 2024/2253 K. sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir...."
Tasarrufun iptali- Kredi sözleşmeleri- Borcun doğumu- Ödemelerin mahsubu- Hukuki yarar-
Alacaklı ile borçlu arasında genel kredi sözleşmesi yapıldıktan sonra ikincisinin yapıldığı ve daha sonra da limit arıtımı yapıldığı uyuşmazlıkta, borçlunun ilk genel kredi sözleşmesinden sora yaptığı tasarrufun davacının alacağından sonra yapıldığının kabulü gerektiği- Bölge Adliye Mahkemesince, "davacının davalı borçluya ait başka taşınmazlar üzerinde ipoteği olduğu, davalı borçlu tarafından yapılan ödemeler, davacı banka lehine verilen ipotekler ve davacı banka tarafından haciz konulan taşınmazlar göz önüne alındığında davacı bankanın eldeki davayı açmakta 'hukuki yararının' bulunmadığı" belirtilmişse de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; "davalı tarafından kredi borcuna istinaden yatırıldığı beyan edilen ödemeler, satış yapılarak ödenen karşılığın ve ipotek fekki için ödenen paraların 'kredi borcuna mahsup edilerek' kredi bakiyesinden düşürüldüğü" tespit edildiğinden ve yapılan bu ödemelerden sonra borcun ve dava konusu icra takibinin devam ettiği anlaşıldığından tasarrufun iptali davasının esasına girilmesi gerektiği-
