İstihkak iddiasının reddi davası- Mülkiyet karinesi- Şirket ortakları arasında akrabalık ilişkisi- Organik bağ- Sosyal medya paylaşımlarının delil niteliği- Tüzel kişilik perdesinin aralanması-

Yalnız üçüncü kişi elinde haczedilen taşınırlar bakımından mülkiyet karinesinin üçüncü kişi lehine olduğu, malların borçluya ait olduğunu ve şirketler arasında organik bağ bulunduğunu ispat yükünün davacı alacaklıya düştüğü- Organik bağın TMK m. 2 çerçevesinde istisnai ve son çare olarak uygulanması gerektiği- Dava konusu haczin üçüncü kişinin ticaret sicilinde kayıtlı işyeri adresinde yapıldığı, bu adresin borçluya ödeme emri tebliğ edilen ve takip talebinde belirtilen adres olmadığı, haciz mahallinde borçlu şirket yetkilisinin bulunmadığı ve borçluya ait evraka rastlanılmadığı- Borçlu şirket ortağı ile üçüncü kişi şirket ortağının kardeş olması, şirketlerin aynı faaliyet alanında çalışması, üçüncü kişinin bir işçisinin daha önce borçlu şirkette çalışmış olması ve borcun doğumundan önceye ait sosyal medya ve e-bülten görüntülerinin, somut olayda organik bağın ve mülkiyet karinesinin aksinin ispatına yeterli olmadığı- Mal kaçırma amacı ve şirketler arasındaki özdeşlik ispatlanamadığından istihkak iddiasının reddi davasının reddine ilişkin direnme kararının onanması gerektiği- "Üçüncü kişi şirketin borcun doğumundan ve takip tarihinden sonra kurulması, şirket ortakları arasındaki kardeşlik ilişkisi, borçlunun kayıtlı adresinde faaliyetine devam etmemesi ve sosyal medya paylaşımlarının muvazaalı işlemlerin varlığını gösterdiği" yönündeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-

"...C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda davalı borçlu şirket ile davalı üçüncü kişi şirketin birlikte hareket ederek muvazaalı işlemler yapıp yapmadığı, davacı alacaklı tarafından mülkiyet karinesinin aksinin ispat edilip edilemediği, buradan varılacak sonuca göre istihkak iddiasının reddi talebinin kabulüne karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

1. İlgili Hukuk

İcra ve İflas Kanunu'nun 97/a ve 99. maddeleri.

2. Değerlendirme

1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili yasal düzenleme ve kavramların irdelenmesinde fayda bulunmaktadır.

2. Haciz, cebri icra organı tarafından yapılan devlete ilişkin bir hakimiyet tasarrufu olup icra takibinin konusu olan belli bir para alacağının ödenmesini sağlamak için bu yolda istemde bulunan alacaklı lehine, söz konusu alacağı karşılayacak miktar ve değerdeki borçluya ait mal ve haklara icra memuru tarafından hukuken el konulmasıdır. Kural olarak haciz işleminin tamamlanması için mala fiilen el konularak malın borçlunun tasarruf sahasına çıkarılması da gerekmemektedir. Borçlu elinde haczedilen bir malda, üçüncü kişi tarafından kendi lehine veya borçlu tarafından üçüncü kişi lehine hak iddia edilmesi üzerine mahcuz malı hacizden kurtarmak amacıyla üçüncü kişinin alacaklıya karşı açtığı dava "istihkak davası" (İİK md. 96, 97/6); elinde haczedilen bir malda hak iddia eden üçüncü kişiye karşı alacaklının, haczin kalkmasını önlemek için açtığı dava ise "istihkak iddiasının reddi davası" (İİK md. 99) olarak tanımlanmaktadır (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara, 2013, s.543; Timuçin Muşul, İcra ve İflas Hukukunda İstihkak Davaları, Ankara, 2015, s.3)...."

Devamı için tıklayınız…