Tasarrufun iptali- Alacağın bankaya temliki işlemi- Dava tarihi itibariyle tasarrufun varlığı-
Davalı borçlu şirketin dava dışı bakanlıktan olan hakedişlerini kredi ilişkisi kapsamında davalı üçüncü kişi bankaya temlik ettiği, bankanın temlik kapsamında gelen hakedişlerden alacağını mahsup ettikten sonra kalan bedelleri borçlunun vadesiz hesabına aktardığı ve hesaba bloke koymadığı uyuşmazlıkta davacının takibe başladığı tarihte bankanın elinde tuttuğu veya haksız olarak tahsil ettiği bir bedel bulunmadığı; temlik konusu bedellerin takipten önce borçluya aktarılmış olması nedeniyle temlikin davacının alacağını tahsiline engel olduğunun söylenemeyeceği, takipbin yapıldığı tarih dikkate alındığında bankaya İİK'nın 89/1 ihbarnamesi gönderilmiş olsa idi alacağın tahsili mümkün olabileceği ve temlik bedelinin banka alacağının mahsubu sonrasında kalan büyük kısmının borçlu şirkete iade edilmiş olması nedeniyle dava tarihi itibarıyla iptali gereken bir tasarruf kalmadığı gözetilerek tasarrufun iptali davasının reddine karar verilmesi gerektiği- “Temlik işleminin alacaklıdan mal kaçırma amacıyla yapıldığı, bankanın borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğu ve temlikinin ticari işletmenin büyük bir kısmının devri niteliğini taşıdığından iptale tâbi olduğu” şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
"...Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 277 vd. maddelerine göre tasarrufun iptali istemine ilişkin eldeki dava dosyasında, tasarrufun iptali bakımından gerekli şartların bulunup bulunmadığı, bu kapsamda;
(1) Davanın açıldığı 23.05.2017 tarihi itibariyle iptali gereken tasarruf işleminin bulunup bulunmadığı, yapılan temlikin davacının alacağını tahsiline engel nitelik teşkil ettiğinin kabul edilip edilemeyeceği,
(2) Dava konusu temlik işleminin alacaklıdan mal kaçırma amacıyla yapıldığının, davalı Bankanın borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek tüzel kişilerden olduğunun ve alacağın temlikinin İİK'nın 280. maddesinde belirtilen ticari işletmenin büyük bir kısmının devri niteliğini taşıdığının kabul edilip edilemeyeceği noktalarında toplanmaktadır...."
Devamı için tıklayınız…