Adi ortaklığın tasfiyesi istemi- Taraflar arasında inşaat adi ortaklığının kurulduğu, bozma sonrasında yapılan yargılama sürecinde dava dışı ortağın da davaya dahil edilip yargılamaya devam edildiği, davalı şirketin kuruluş amaçlarından birinin davaya konu inşaat sözleşmesini akdederek işyerlerinden oluşan inşaat projesini doğrudan ve/veya taşeronlar vasıtasıyla gerçekleştirmek ve inşaatın tamamlanmasını takiben söz konusu konut ve iş yerlerini satmak, kiralamak ve işletmek olduğu, davalı şirketin başka bir iştigal alanı bulunmadığı, hükme esas alınan tasfiye raporlarında davalı şirket tarafından usulüne uygun tutulan ticari defterler esas alınarak hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı tarafça tasfiye raporlarına yönelik itirazların raporlar ile karşılandığı, tüm tasfiye raporları ile ortaklığın zararda olduğunun açık şekilde belirlendiği, vekalet ücretinin nisbi olarak belirlenmesinin yerinde olduğu- "İnşaatın yüklenicileri olarak adi ortakların, arsa üzerine inşaa edilecek bağımsız bölümlerin ve arsa payının %65’i oranında ayni hak sahibi olduğu, tüm adi ortakların birlikte hareket etmeden ve bir karar almadan bu ayni hakkın başkalarına devredemeyeceği, sözleşmenin tek başına ortaklardan biri tarafından tadil edilemeyeceği, A.Ş.’de pay sahibi olan gerçek kişi davacı adi ortakların, ...bağımsız bölümün tam veya kısmi olarak tapularının ... A.Ş. yerine dava dışı arsa sahibine devredilmesi nedeniyle adi ortaklığın davalılarca zarara uğratıldığı, bu suretle davalı ortakların, TBK m. 628 uyarınca da davacı adi ortakların mülkiyet hakkına zarar vermiş olmaları nedeniyle sorumlu oldukları, Mahkemece, ... A.Ş.’nin işleyişi nedeniyle şirket yöneticisinin şirkette hisse sahibi davacılara verdiği dolaylı zarar yönünden inceleme yapıldığı ve bu husus da davacılarca temyiz sebebi yapılmış ise de, A.Ş. yöneticilerinin ortaklığa verdikleri zararın bu davanın konusu olmadığı, davanın TTK m. 555 vd uyarınca, şirkete ödenmesi istemiyle açacakları “dolaylı zarar” davasının konusunu oluşturacağı, bu hususun ancak anılan konuda bir dava açılması halinde asliye ticaret mahkemelerince tartışılıp karara bağlanabileceği" şeklindeki karşı görüşün kabul görmediği-
Davacı şirket, ortaklığın borçlandığı çeklerin ödenmesi için aynı zamanda adi ortaklık yöneticisinin sahibi olduğu çek hesabı sahibi davalı Ltd. Şti.'ye para gönderdiğini, çekler vaktinde ödenmeyip karşılıksız çıkınca aleyhine yapılan icra takibi alacaklısına çek bedellerini tekrar ödemek zorunda kaldığını, hâl böyle olunca havaleyle gönderilen paraların yönetici ortak tarafından ortaklık iş ve eylemleri için değil şahsi harcamalar için kullanıldığını ve davalıların kendisi aleyhine haksız şekilde zenginleştiğini ileri sürerek ilamsız icra takibi başlatmış ve itiraz üzerine de itirazın iptali davası açmış olup, alacak iddiası, ortaklık hak ve borçlarıyla ilgili olmayıp taraflar arasındaki ilişkinin ileri sürülüş biçimine göre artık ortaklardan biri için şahsi alacak hâline gelmiş bir bedelin iadesi niteliğinde olduğundan, davacı olma sıfatının da ortaklığa değil alacak hakkının sahibi olan davacı şirkete ait olduğu- "Uyuşmazlıkta davacının taraf sıfatı bulunduğu yönündeki kabule iştirak edilmekle beraber, Özel Daire kararında yalnızca adi ortaklığa ilişkin kanun hükümlerine dayanılmasının isabetli olmadığı, zira uyuşmazlığın davalıların konum ve alacak iddiasının mahiyetine göre haksız fiil hükümlerine de temas edeceği, kararın bu yönde ayrı bir açıklama içerir şekilde değişik gerekçeyle bozulması gerektiği" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Adi ortaklığın diğer ortak veya ortaklarının, adi ortaklığın konkordato talep eden şirketten olan alacakları için konkordato oylamasına katılabileceği- Konkordatoya tabii alacağı temlik alanlara oy hakkı tanınması gerektiği- Grup şirket olgusundan yararlanılarak borçların konkordato talep eden şirketin mali bünyesinden ödenmesi halinde, temlik nedeniyle bu grup şirketinin gerçek alacaklı olamayacağı kabul edilerek iyiniyetli davranış içinde olmayan davacı şirketin konkordato reddine karar verilmesi gerektiği- Alacaklının 3. kişi tarafından verilen rehne öncelikle müracaat etmesinin konkordato kurumunun amacına uygun olacağı- 3. kişi rehniyle temin edilen alacaklının alacağının "adi alacak" olarak nisaba dahil edilmesi, borçlu ve rehin veren 3. kişinin İİK. 303 çerçevesinde hareket etmesi gerekeceği- Taşınmazlar üzerine talep eden şirket lehine ipotek tesis edildiğinden, bu ipoteklerle teminat altına alınan alacaklının nisapta "adi alacak" olarak göz önünde bulundurulması gerektiği, nisap dışında tutulmasının hatalı olduğu- Geçici mühlet tarihinden itibaren adi alacaklara faiz işletilmesinin duracağı- Asıl alacaklının alacağının İİK. 294/3 uyarınca, mühlet sonrası faiz işletilmeden belirlenmesi, kefilin henüz ödemediği borç için nisaba dahil edilmesinin önüne geçilmesi ve nisabın yeni oluşacak alacak miktarı ve alacaklı sayısına göre belirlenmesi gerektiği-
Adi ortaklık adına şikayetin ortaklardan herhangi biri tarafından açılması zorunlu olduğu; tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklık adına yapılan şikayetin aktif husumet yokluğu nedeniyle icra mahkemesince re'sen reddine karar verilmesi gerektiği- Adi ortaklıkta her ortak şirketin iştirak hakkına sahip olduğundan, ortağın kişisel alacaklılarının, borçlu ortağın şirketteki, yıl sonunda bilançonun düzenlenmesi ile ortaya çıkan kar payını haczettirebileceği ve adi ortaklığın tasfiye edilmesi halinde borçluya isabet edecek tasfiye payının da haczinin mümkün olduğu-
Resmi defter tutulması devam ettiği sürece miras bırakanın borçlarından dolayı icra takibi yapılamayacağı (TBK. 625) buna aykırı davranışın süresiz şikayete neden olacağı-
Takip tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 625. ve 637.maddeleri gereği kendisine yönetim hakkı tanınan ortağın, ortaklığı ve diğer ortakları temsil yetkisi olduğu, TBK'nun 637. maddesinin ikinci fıkrasında, ortaklardan birinin, ortaklık veya bütün ortaklar adına bir üçüncü kişi ile işlem yapması durumunda, diğer ortakların, ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca, bu kişinin alacaklısı veya borçlusu olacakları, o halde mahkemece, iş ortaklığı sözleşmesi uyarınca iş ortaklığını oluşturan şirketlerin müştereken mi, yoksa ortaklığı oluşturan şirketlerden birisinin mi iş ortaklığını temsil ve ilzama yetkili olup olmadığının araştırılarak sonucuna göre hüküm tesisi gerekeceği -
Kambiyo senetlerine dayalı takiplerde; senetteki imzasını inkar etmiş olan borçlunun atılış tarihi itibariyle inkar edilen imzası ile yakın takipte atılmış uygulamaya elverişli imzalarının temin edilerek, bunlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekeceği; imza incelemesinin fotokopi üzerinde değil, senet asılları üzerinde yaptırılması gerekeceği; “imzanın borçluya ait olduğunu” kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu-
  • kayıt gösteriliyor