Ticaret sicili kayıtlarına göre, bononun keşide tarihleri itibariyle şirketin -ilan edilen üç kişi tarafından- müşterek imza ile temsil ve ilzam edildiği, bonoda A.Ş. 'ne ait kaşe üzerinde altı adet imzanın olduğu, söz konusu kaşenin dışına başka bir imzanın atılmadığı görülmekle, imzaların temsilci sıfatıyla atıldığının ve şahsi sorumluluk doğurmayacağının kabulü gerektiği-
Avalin sadece kambiyo senetlerinde söz konusu olacağı- Düzenleme yeri bulunmadığından dava konusu bononun adi senet hükmünde olduğu ve davacının avalist olarak sorumluluğundan söz edilemeyeceğinden davacı yönünden menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği- "Senette davacı şirketin avalist olarak adı ve imzasının yer aldığı, 'aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerli olacağını' belirten TTK m. 702/2 hükmü gereğince menfi tespit davası reddi gerektiğine" dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının hatalı olduğu-
Davalı alacaklı vekilinin ceza dosyasındaki dilekçesinde 'borçlu şirketin kullandığı kredi nedeniyle takibe konu senedin düzenlendiğine" ilişkin mahkeme içi ikrar niteliğindeki beyanları ile dava konusu senedin, aynı tarihte çekilen ve aynı tutardaki kredi sözleşmesine teminat olarak verildiğini ikrar ettiği gözetildiğinde, davacı borçlunun kesin delil ile "senedin, teminat senedi olduğunu" ispat etmiş olduğu- Aval sadece kambiyo senetlerinde söz konusu olduğundan, senedin kambiyo senedi vasfında olmaması nedeniyle davacının avalist olarak da sorumluluğunun bulunmadığı, TBK m. 583'de kefalet için öngörülen şekil şartlarının da bulunmaması sebebiyle kefalet şartlarının da gerçekleşmediği ve neticede, menfi tespit davasının kabulü ile kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği-
Bononun teminat senedi olduğunun ileri sürülmesi şahsi def'i niteliğinde olduğundan, bu hususun avalist tarafından ileri sürülmesinin mümkün olmadığı-
Aval verenin, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebileceği- Aval verenin, hamile karşı senet metninden anlaşılan mutlak defileri ileri sürebileceği ancak asıl borçlu ile hamil arasındaki şahsi defileri ileri süremeyeceği-
Keşideci imzası dışında bononun ön yüzüne konulan her imzanın aval şerhi sayılacağı- Aval için sadece imza yeterli olup, ayrıca ad ve soyadın yazılması gerekli olmadığı, yani sorumluluk doğması için keşidecinin atacağı tek imza yeterli olup, senet ön yüzündeki ikinci imzanın atılması zorunluluğu olmadığından şirket kaşesi dışına atılan imzanın aval olarak değerlendirileceği- Somut olayda, takibe konu çek üzerinde, şirketin kaşe ve imzasının dışında, keşidecinin adı ve soyadı bölümünde açıkça borçlunun ismi yazılarak, üzerine ayrıca imza atılmak suretiyle çek keşide edildiği, bu hali ile keşideci bölümünde şirket temsilcisi elinden çıkmış iki imzanın bulunması halinde, imzalardan şirket kaşesi üzerine atılanın şirketi, açığa atılan diğer imzanın ise imza sahibinin şahsı adına atılmış olduğunun ve aleyhine takip başlatılabileceğinin kabulü gerektiği; kaldı ki yine aynı çek üzerinde avalimdir yazısı ile imzanın da yer aldığı-
Davalının müvekkilleri hakkında kambiyo senetlerine mahsus yolla takip başlattığını, ciro silsilesinin düzgün olmaması sebebiyle davalının hak sahibi olmadığını, müvekkillerinin herhangi bir borçlarının bulunmadığını ileri sürerek, davalıya borçlu olmadıklarının tespitine ve % 20 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ettiği davada -
Avalistin diğer avalistlere rücu hakkının olmadığı, avalistin ödediği meblağın tamamını lehine aval verdiği kimseden isteyebileceği-
Lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile, aval verenin bu geçersizliği ileri süremeyeceği- Aval verenin "dava konusu bononun dava dışı şirkete işe girerken teminat olarak verildiğini" ileri sürerek "borçlu olmadığının tespitine" karar verilmesini kendi adına talep edemeyeceği-
Dava konusu çeke hamil olarak görünen davalı bankanın çeki iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu ispat yükü davacı tarafa ait olup, dava konusu çekin davacının çalınan çeklerinden biri olduğunun belirlenmesi ve bu kapsamda zayi nedeniyle çek iptali davasının açılmış olması, davalı bankanın çeki iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunun ispatı için yeterli olmadığı- Neticeten, iddia, savunma, taraflarca sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı itibariyle 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi (6762 sayılı TTK m. 704) kapsamında davalı bankanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunup bulunmadığı değerlendirilerek hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-
