Taşınmazda davacının kayden malik olduğu, davalının bir hakkının bulunmadığı, "taşınmazın daha önceden kendi mülkiyetinde bulunduğu, davacının rızası ile taşınmazı kullandığı, davacı ile arasında sözlü kira akdi bulunduğunu" belirten davalının kira sözleşmesinin varlığını ispat edemediği, davacının kullanımına muvafakat ettiğine dair belgesinin de bulunmadığı, davalının dava konusu taşınmazı imalathane olarak kullandığı, bu durumda el atmasının önlenmesine karar verilmesinin yerinde olduğu- Davalı "taşınmazın değerinin hatalı belirlendiğini" belirtmiş ise de, mahkemenin taşınmazın dava tarihindeki gerçek değerine göre dava değerinin belirlemesinin yerinde olduğu- "Davacının davada mülkiyet hakkına dayanırken davalının taşınmaz üzerinde bir mülkiyet iddiasında bulunmadığı, 'taşınmazın kendisine kiralandığını' savunduğu, uyuşmazlığın 'taşınmazın aynına ilişkin' değil, 'kira sözleşmesine dayalı olarak davalının taşınmazı kullanma yetkisinin bulunup bulunmadığı' noktasında toplandığı gözetilerek dava değerinin ecrimisil miktarı üzerinden hesaplanması gerektiği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırl ...
