İİK. 58/3 v e 41 uyarınca; ilamda hükmedilen yabancı para alacağının Türk parası karşılığının, hem ‘takip talebi’ hem de ‘icra emri’nde gösterilmesinin zorunlu olduğu–
Davalının düzenlediği faturalarda mal bedelinin USD cinsinden gösterildiği gibi, davacının da çek ve banka havalesiyle yaptığı ödemeleri USD cinsinden, POS ödemelerini ise TL cinsinden yaptığının her iki tarafın defter kayıtları ile sabit olduğu, buna göre taraflar arasındaki alışverişten kaynaklanan ödemelerin USD cinsinden yapılması gerektiğinin tarafların uygulaması ile sabit olduğu, davacı defterlerinin kapanış tasdikinin yaptırılmadığı, davalı tarafın ise 2007 yılı hariç yevmiye defterlerinin kapanış tasdikinin yaptırıldığı, bu durumda davalı tarafın 2008 ve 2009 yılı yevmiye defterindeki kayıtların lehine delil olacağı, davalı kayıtlarına göre davalıya fazla ödeme yapılmadığı gibi, davacının davalıya ödenmemiş borcunun bulunduğu, davacının bunun aksini yasal delillerle çürütemediği-
Yabancı para üzerinden kurulmuş olan ipoteklerde, yabancı para alacağının masaya aynen kaydının istenemeyeceği, ipotekli taşınmazın satıldığı tarihteki yabancı para alacağının Türk lirası karşılığı kadar pay ayrılması gerekeceği–
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Tebliğleri gereğince, bankaların uygulayacakları azami faiz oranlarını serbestçe tespit ederek, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'na bildirmek zorunda oldukları, bildirilen bu oranların bankaların mevduat kabulünde uygulayabilecekleri azami oranlar olup, fiilen uyguladıkları oranlar ile farklılık gösterebildikleri-
İflâsın ertelenmesi kararıyla birlikte mahkemece alınacak iyileştirme tedbirlerinin, şirketin mali durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının tespitinin, özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği, bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekeceği, her ne kadar mahkemenin bilirkişinin oy ve görüşü ile bağlı değilse de, yeterli görmediği bilirkişi incelemesinden sonra, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekeceği–
Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde, Devlet Bankaları'nın o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanması gerekeceği-
Tacir olan taraflar arasında sözleşme bulunmadığından davacının davalıdan kur farkı talep edemeyeceği belirtilmişse de, taraflar arasındaki ilişkinin yabancı para ile gerçekleştirildiği fatura ve taraf defterlerinin içeriğinden anlaşıldığından, yazılı sözleşme yapılması geçerlilik koşulu olmadığından, davanın reddinin isabetsiz olduğu- Bir tacirin kendi defterleri aleyhine delil teşkil edeceğinden, davalı defterlerindeki kur farkına ilişkin alacak kaydı bulunduğu ve çekle yapılan ödemeler de gözetilerek karar verilmesi gerektiği-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.