"...Uyuşmazlık; taşınmaz haczinin kaldırılması talebine ilişkin şikayet niteliğindedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.04.2004 tarih ve 2004/12-210 E.-2004/208 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, taşınmazın borçlunun borcu nedeniyle haczedilebilmesi için haciz tarihinde borçlu adına kayıtlı olması zorunludur. Takipte borçlu sıfatı bulunmayan üçüncü kişinin, mülkiyeti kendisine ait taşınmaza konan haczin kaldırılmasını icra mahkemesinden şikayet yolu ile isteme hakkı vardır.
TMK 599. maddesi hükmüne göre yasal mirasçılar mirası, miras bırakanın ölümü ile kanun gereğince doğrudan doğruya kazanırlar. Miras bırakan mirasçının tamamı veya belli bir oranı için bir veya birden çok mirasçıyı atayabilir. Atanan mirasçılar da mirası tıpkı yasal mirasçılar gibi miras bırakanın ölümü ile kazanır. Miras bırakan bir mirasçı atamaksızın bir kişiye kazandırmada bulunmuş ise bu kişiye vasiyet alacaklısı denilir. Vasiyet alacaklısı, teknik anlamda mirasçı sayılmadıklarından külli halef değil cüz'i halef sayılırlar. Vasiyet alacaklısı bu nedenle vasiyet olunan mal üzerinde doğrudan hak kazanamaz. Vasiyet alacaklısı vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona; yoksa yasal ve atanmış mirasçılara karşı kişisel bir istem hakkına sahip olduğundan vasiyetnamenin tenfizi davası açmak zorundadırlar. Vasiyetnameye konu hak taşınmaz ise, taşınmaz mülkiyetinin adına tescil ve intikal etmesi talebinde bulunmalıdır..."