Taşınmaz haczinin kaldırılması talebine ilişkin şikayet-

Taşınmaza konulan hacizden sonra, taşınmazın mülkiyeti, mahkeme kararının kesinleşmesiyle üçüncü kişiye geçmiş olduğundan ve bu kararda haczin kaldırılması ile ilgili bir hüküm bulunmadığından, üçüncü kişinin ancak genel mahkemelerde açacağı dava yolu ile haczin kaldırılmasını talep edebileceği- Alacaklı, "borçlunun noterde düzenlenen mirastan feragat sözleşmesiyle ivaz karşılığında mirastan feragat ettiğini" ileri sürmüşse de bu hususun dar yetkili icra mahkemesinin incelenemeyeceği- Mahkeme kararına dayalı olarak taşınmazın maliki olan üçüncü kişi, haczin kaldırılması için genel mahkemede mülkiyet hakkına dayalı olarak dava açmak zorunda olduğundan, icra müdürlüğünün haczin kaldırılması talebinin reddine karar vermesinin isabetli olduğu- "Haczin konulduğu tarihte şikayete konu taşınmaz hissesi borçlunun murisi adına kayıtlıysa da, taşınmazın mülkiyetinin, murisin ölüme bağlı tasarrufu olan vasiyetnamesinden ötürü TMK m. 705 gereğince şikayetçiye ait olduğu, bununla birlikte; davalı/alacaklı tarafından açılan tenkis davası olmadığı gibi borçlu mirasçının ivaz karşılığında mirastan feragat etmesi üzerine şikayetin kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu" şeklindeki karşı oyun benimsenmediği-

"...Uyuşmazlık; taşınmaz haczinin kaldırılması talebine ilişkin şikayet niteliğindedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.04.2004 tarih ve 2004/12-210 E.-2004/208 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, taşınmazın borçlunun borcu nedeniyle haczedilebilmesi için haciz tarihinde borçlu adına kayıtlı olması zorunludur. Takipte borçlu sıfatı bulunmayan üçüncü kişinin, mülkiyeti kendisine ait taşınmaza konan haczin kaldırılmasını icra mahkemesinden şikayet yolu ile isteme hakkı vardır.

TMK 599. maddesi hükmüne göre yasal mirasçılar mirası, miras bırakanın ölümü ile kanun gereğince doğrudan doğruya kazanırlar. Miras bırakan mirasçının tamamı veya belli bir oranı için bir veya birden çok mirasçıyı atayabilir. Atanan mirasçılar da mirası tıpkı yasal mirasçılar gibi miras bırakanın ölümü ile kazanır. Miras bırakan bir mirasçı atamaksızın bir kişiye kazandırmada bulunmuş ise bu kişiye vasiyet alacaklısı denilir. Vasiyet alacaklısı, teknik anlamda mirasçı sayılmadıklarından külli halef değil cüz'i halef sayılırlar. Vasiyet alacaklısı bu nedenle vasiyet olunan mal üzerinde doğrudan hak kazanamaz. Vasiyet alacaklısı vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona; yoksa yasal ve atanmış mirasçılara karşı kişisel bir istem hakkına sahip olduğundan vasiyetnamenin tenfizi davası açmak zorundadırlar. Vasiyetnameye konu hak taşınmaz ise, taşınmaz mülkiyetinin adına tescil ve intikal etmesi talebinde bulunmalıdır..."

Devamı için tıklayınız…