Ziynetlerin davalı erkeğin babasına teslimi- İspat yükü- Davalının müştereken ve müteselsilen sorumluluğu- Taraf sıfatı-

Davalının babasına teslim edildiği anlaşılan ziynetlerden davalının da müştereken ve müteselsilen sorumlu olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre davalının taraf sıfatının bulunup bulunmadığı- Uyuşmazlık konusu ziynetlerin, taraflar balayına giderken güvenlik amacıyla ve özellikle davalı erkeğin müdahalesi ile davalının babasına teslim edildiği- Davalı erkek "ziynetlerin davacının uhdesinde kaldığı" hususunu ispatlayamadığından ziynetlerin davalının hakimiyetinde olduğu ve davacı kadına iade edilmediğinin kabul edilmesi gerektiği-

"...C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda davalının babasına teslim edildiği anlaşılan ziynet eşyalarından davalının da müştereken ve müteselsilen sorumlu olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre davalının taraf sıfatının bulunup bulunmadığı ve davanın esası hakkında bir karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

1. İlgili Hukuk

Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 220 ve 226. maddeleri.

2. Değerlendirme

1. Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar vardır.

2. Ziynet; altın, gümüş gibi kıymetli madenlerden yapılmış olup; insanlar tarafından takılan süs eşyası olarak tanımlanmaktadır (Ejder Y., Hukuk Sözlüğü, Ankara 2011, s. 1529). Ziynet eşyasını evlilik münasebetiyle gelin ve damada verilen hediyeler olarak tanımlamak mümkündür. Bu bağlamda, bilezik, altın kelepçe, kolye, gerdanlık, takı seti, bileklik, saat, küpe ve yüzük gibi takılar, ziynet eşyası olarak kabul edilmektedir...."

Devamı için tıklayınız…