"...İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu uyuşmazlık bonodan kaynaklanmakta olup, bono üzerinde asıl borçluyu takiben atılan imzalar aval hükümlerine tabi olduğundan davacının, dava konusu senette aval veren, davalının lehtar ve senedin keşidecisinin de dava dışı ... Şirketi olduğu, avalin kefaletten farklı bir müessese olup bağımsız ve asli bir nitelik taşıdığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 702. maddesi gereğince bononun asıl keşidecisiyle birlikte müteselsilen sorumlu olduğu, anılan Kanun'un 724. maddesi gereğince de kambiyo senetlerinde müteselsilen borçluluk esası söz konusu olup, bonoda imzası olan herkesin hamile karşı müteselsilen sorumluluğu bulunduğundan, 6102 sayılı TTK'nın özel hükümler olması nedeniyle kambiyo senetlerinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 584. ve 603. maddelerinin ve dolayısıyla da anılan Kanun'da yer alan eş rızasının kambiyo taahhüdünde uygulanamayacağının sabit olduğu, her ne kadar davacı iddialarında bazı kefillerin sorumluluklarının sona erdirildiğini bu durumun davacıya da sirayet edeceğini beyan etmiş ise de; bilirkişi raporu ve davalı banka kayıtlarının irdelenmesinde dava dışı avalistler ... ve ... K.'ün sorumluluklarının 400.000,00'er TL ödenmesi karşılığında sonlandırıldığı, 6102 sayılı TTK’nın 702/2. maddesinde, aval veren kişinin teminat altına aldığı borcun, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdünün geçerli olacağı düzenlenmiş olup, dava konusu senetle ilgili dava dışı keşideci ve lehtar arasındaki temel borç ilişkisinin işbu davada değerlendirilemeyeceği, yine davacı yanın dava ve takibe konu bonoda aval veren konumunda olmasından ötürü, anılan düzenleme kapsamında davacının senedin 24.11.2014 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında teminat olarak verildiğini ancak yazılı delille ispat edilebileceği, davacının bu yönde dosyaya herhangi bir yazılı bilgi belge sunmadığından bu iddiaları da ispatlayamadığı, davacı vekilinin 11.05.2023 tarihli beyanında icra takibindeki hesaplanan tutarlara yönelik itirazlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir...."
Menfi tespit- Teminat Senedi- Kredi ilişkisi nedeniyle düzenlenen senet- Avalistin sorumluluğu- Mahkeme içi ikrar-
Davalı alacaklı vekilinin ceza dosyasındaki dilekçesinde 'borçlu şirketin kullandığı kredi nedeniyle takibe konu senedin düzenlendiğine" ilişkin mahkeme içi ikrar niteliğindeki beyanları ile dava konusu senedin, aynı tarihte çekilen ve aynı tutardaki kredi sözleşmesine teminat olarak verildiğini ikrar ettiği gözetildiğinde, davacı borçlunun kesin delil ile "senedin, teminat senedi olduğunu" ispat etmiş olduğu- Aval sadece kambiyo senetlerinde söz konusu olduğundan, senedin kambiyo senedi vasfında olmaması nedeniyle davacının avalist olarak da sorumluluğunun bulunmadığı, TBK m. 583'de kefalet için öngörülen şekil şartlarının da bulunmaması sebebiyle kefalet şartlarının da gerçekleşmediği ve neticede, menfi tespit davasının kabulü ile kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği-