İflas yoluyla takibe itirazın kaldırılması ve iflas istemi- Kâr payı alacağı- Covid 19- Mücbir sebep-

Sözleşmede, mücbir sebep, “..ilgili tarafın kontrolü dışında gelişen savaş .. doğal afet ... sabotaj, her türlü haberleşme sisteminde meydana gelen fakat bunlarla sınırlı olmayan umulmayan hallerdir..” hükmüne yer verildiği, dosya kapsamından, davalı tarafça, davacıya toplam 640.938,30 USD tutarlı sipariş verildiği, siparişe konu mallar üretilmeden davacı şirkete gönderilen mail ile "Covid 19 salgın hastalığı nedeniyle, davalı müşterilerinin vermiş oldukları siparişlerin iptal edilmesi" sebebiyle, söz konusu siparişin iptal edildiği anlaşıldığından, mahkemece, davalı tarafça siparişin, davalının yurtdışındaki müşterilerinin de siparişlerinin iptaline dayalı olarak Covid 19 mücbir sebebi nedeniyle iptal edilmiş olduğu ve davacı tarafça hiç üretilmediği sabit olan ürünlerin kâr kaybının istenemeyeceği dikkate alınarak kâr kaybı alacağı dahil edilmeden, depo kararı verilmesi gerektiği-

"...III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki fason üretim sözleşmesi kapsamında davalının ihraç edilmek üzere yaptırdığı üretime ilişkin olarak 348.013,50 USD'lik faturaya konu ürünlerin sevk irsaliyelerinin davalı şirket yetkilileri tarafından imzalandığı, dolayısıyla söz konusu faturaya istinaden davalının kendi müşterilerine ihraç etmek üzere davacıya ürettirdiği ürünleri hukuken görüp ve inceleyerek teslim almış olduğu ve davacının üretim ve satışa ilişkin yükümlülüklerini yerine getirdiği, ürünlerin hazır olması akabinde sevk irsaliyesinde davalı şirketin kaşe ve imzasının bulunduğu ve taraflarca ürünlerin davacının deposunda bekletilmesi ve davalının talebi doğrultusunda sonradan sevkiyatının yapılması hususunda anlaşıldığı bir arada değerlendirildiğinde davacının 348.013,50 USD'lik alacak talebinde haklı olduğu ve alacağını ispatladığı, ürünlerin hukuken teslim edilmiş sayılması karşısında davalının fiili olarak ürünleri teslim almamasının ve ürünleri teslim alma hususunda alacaklı temerrüdünde bulunmasının davacının alacak talebini etkilemeyeceği ve davalıyı bu ürünler yönünden borçsuz hale getirmeyeceği, davalının faturaya konu ürünler yönünden borçlu olmadığını ispatlayamadığı, davalı tarafından davacıya sipariş verilen ürün miktarı toplamının 640.938,30 USD olduğu bu miktarlı ürün yönünden ise TBK’nın eser sözleşmelerine ilişkin tazminat karşılığı feshini düzenleyen 484. maddesi kapsamında alacak talebine konu 640.938,30 USD'lik sipariş yönünden davacının sipariş iptal tarihi itibariyle ürünleri üretmediği, davalının davacının zararlarını ödemek koşuluyla sipariş iptali ve sözleşme feshinin geçerli olduğu, buna göre davalı tarafından sipariş iptal edilerek sözleşme feshedildiğinden davacı tarafından yoksun kalınan kâr yönünden zarar talebinde bulunulabileceği, davalının sözleşmeyi feshi sebebiyle davacının ancak olumlu zarar kapsamında yoksun kaldığı kârı talep edebileceği, yerine getirilmemiş üretilmemiş sipariş bedelinin tamamını talep edemeyeceği, davacının, davalıdan siparişin iptali sebebiyle talep edebileceği bedelin 93.256,52 USD olduğu, davalı tarafça depo emrinin yerine getirildiği, yargılama giderinden davalının sorumlu olduğugerekçesiyle depo emrini yerine getirilmesi sebebiyle davanın reddinekarar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 348.013,50 USD'lik fatura için düzenlenen sevk irsaliyesinde davalıya ait kaşe ve imza bulunduğu, faturaya konu ürünlerin davacı deposunda bekletileceği ve davalının talebi doğrultusunda sonradan belirtilen yeresevk edileceği, davalı faturaya konu sevk irsaliyesini imzaladığına göre ürünleri teslim aldığının kabul edildiği,kâr mahrumiyeti olarak 93.256,52 USD tespit edildiği, davalının kâr payı alacağının depo edilmesine açık bir istinaf nedeni bulunmadığı, davalının depo emrine konu borcunun bulunduğu, taraflar arasında yürürlükte olan bir sulh anlaşması olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir....."

Devamı için tıklayınız…