"...Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava konusu taşınmaz hissesinin devrinin davacı şirketin varlığını sona erdirerek şirketin tasfiye sürecine girmesine neden olacak niteliği haiz önemli miktarda bir mal varlığı devri olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği, buradan varılacak sonuca göre dava konusu taşınmaz hissesinin devri yönünden 6762 sayılı TTK’nın 443/2. maddesi kapsamında ortaklar kurulunca karar alınmasının gerekli olup olmadığı ve dolayısıyla anılan devrin davacı şirket müdürünün 6762 sayılı TTK'nın 542. maddesindeki yollamayla limited şirketlerde de uygulanacak olan aynı Kanun’un 321. maddesi anlamında olağan temsil yetkisi kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında toplanmaktadır............
.......İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda muvazaa iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; anılan hüküm, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 11. Hukuk Dairesince onanmıştır. Bu karara yönelik karar düzeltme istemi de Daire tarafından oy çokluğuyla reddedilmiştir. Dairenin bu kararının gerekçesinde "... 6762 sayılı Kanun'un 443/2. maddesinin davacının iştigal konusu gözetildiğinde uygulanamayacak olmasına ..." değinilmiştir. Karara katılmayan üyelerin karşı oy yazılarında özetle, ortaklar kurulu kararı olmaksızın yönetici ortak tarafından davacı Şirketin tek taşınmazının satışının geçersiz olduğu belirtilmiş; bir karşı oy yazısında ayrıca muvazaa iddiasının ispatlandığına da vurgu yapılmıştır.
Davacı gerçek kişi ve Şirket bunun üzerine Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Mahkeme, başvuruya konu yargılamada davacıların muvazaa ve yetkisizlik sebebiyle satışın geçersiz olması nedenlerine dayandıklarını, muvazaa iddiası bakımından yargılama mercilerinin gerekçelerinin yeterli olduğunu, buna karşılık başvurucuların "Şirketin tek taşınmazı yönünden ortaklar kurulu kararı bulunmadan yapılan satışın geçersiz olduğu" iddiası yönünden yeterli bir gerekçe ortaya konulmadığını ifade etmiştir. Mahkeme bu nedenle mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin usule ilişkin güvencelerin somut olayda yerine getirilmediği sonucuna varmış ve mülkiyet hakkının ihlâl edildiğine hükmetmiştir. Mahkemece ihlâlin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir (Kamil ve G.. Yapı Grup End. San. Tic. Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2015/12563, 24/5/2018)..."
