Yurt dışındaki iş kazası- Yabancılık unsuru- 5510 sayılı Kanunun uygulanıp uygulanmayacağı-

Irak ile Türkiye arasında sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmadığı, davacının iş kazası geçirdiğini iddia ettiği şirketin Irak mevzuatına göre kurulmuş bir şirket olduğu, davacının hizmet cetveli incelendiğinde, davacının davalı şirketten herhangi bir bildirimi olmadığı, davalı şirketin davacıyı geçici olarak yurt dışına götürüldüğüne dair bir kanıt bulunmadığı, taraflar arasında yazılı hizmet sözleşmesi bulunmadığı, davalı işveren tarafından Kurumla arasında yapılmış bir topluluk sigortası bulunmadığı, işveren sıfatının yabancı firmaya ait olması karşısında, mülkilik prensibi gereği davacının Türkiye'de sigortalı kabul edilemeyeceği ve geçirdiği kazanın iş kazası olarak nitelendirilemeyeceği- Davacı her ne kadar kazayla neticelenen olayın bir iş kazası olduğu iddiasıyla bu davayı açmış ise de; olayın iş kazası olmadığının anlaşılması karşısında yargılamaya konu olayın gerek İş Kanunu ve 5510 sayılı Kanun kapsamında iş mahkemelerince görülerek sonuçlandırılabilecek nitelikte bir dava olmadığı- Dava konusu eylemin bir haksız fiil olduğu, bu yönüyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan TBK m. 49 vd. çerçevesinde genel hükümlere tabi bir tazminat davası olarak görülerek çözüme kavuşturulması görevinin genel mahkemelere ait olduğu, İş Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerektiği- "Davacının davalı işveren tarafından herhangi bir kayıt olmaksızın, Türkiye İş Kurumu aracı edilmeksizin Kuzey Irak’ta üstlenilen iş için davalı işveren tarafından götürüldüğü, burada iken iş kazası geçiren davacının tedavi için iş kazasını takiben Türkiye’ye işveren tarafından getirildiği ve iş kazası tespitinin kurum yanında işverene karşı da açılmadığı gözetildiğinde, hukuki yararın bulunduğu ve mahkemece iş kazası tespitine karar verilmesinin isabetli olduğu" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-

"... I.DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının inşaat işçisi olarak davalının yurt dışında Musul'da ki hastane inşaatında 24.10.2012 tarihinden itibaren demirci ustası olarak çalışmaya başladığını ve 04.12.2012 tarihinde iş kazası geçirdiğini, demir bükme makinesinde tedbirler alınmadığından kusur davalıya ait olmak üzere sağ el işaret parmağının üçüncü boğumdan kopması ile kazanın sonuçlandığını, devlet hastanesine götürüldüğünü, 5-6 saat bekledikten sonra ...de başka bir hastaneye gittiklerini, ihmal sebebiyle kopan parmağının dikilemediğini, sakat kaldığını, bu hastanede 05.12.2012 tarihinde ameliyat olduğunu, tedavi süreci ile işverenin ilgilenmediğini, sonuç itibarı ile malul olduğunu, Ankara 26. İş Mahkemesinin 2016/179 Esas sayılı dosyasında açılan tazminat davasında olayın iş kazası olduğunun ve maluliyet oranının tespiti davası açılması için süre verildiğini ve eldeki davayı açtıklarını belirterek, 24.10.2012 tarihinde meydana gelen olayın iş kazası olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir..."

Devamı için tıklayınız…