Önceki Zilyedin İradesi Dışında Elinden Çıkan Taşınır-

Dahili davalılar murisinin -dava dışı kişi tarafından dolandırılmak suretiyle- maliki olduğu aracın rızası dışında elinden alındığı anlaşıldığından, önceki zilyedin iradesi dışında elinden çıkan taşınır, ne kadar el değiştirirse değiştirsin yeni zilyet kötüniyetli sayılacağından, üçüncü kişi durumundaki davacının aracın mülkiyetini kazanması söz konusu olmayacağı-

"...TMK 988. maddesi; bir taşınırın emin sıfatıyla zilyedinden o şey üzerinde iyiniyetle mülkiyet veya sınırlı ayni hak edinen kimsenin edinimi, zilyedin bu tür tasarruflarda bulunma yetkisi olmasa bile korunur hükmünü öngörmektedir. Para ve hamile yazılı senetler dışında, taşınır eşya çalınma, kaybolma veya başka şekilde önceki zilyedin rızası dışında elinden çıkmışsa, bunu edinen kimse iyiniyetli olsa dahi, taşınır üzerinde ayni hak kazanamaz. Önceki zilyet, taşınır davası veya mülkiyet hakkına dayanan istihkak davası açarak, taşınırın iadesini talep edebilir (TMK m. 991/1). Önceki zilyedin iradesi dışında elinden çıkan taşınır, ne kadar el değiştirirse değiştirsin sonuç değişmez. Zira bir kere elden rıza dışı çıkan taşınır, hep rıza dışı çıkmış sayılır. TMK’nun 989. maddesinin kapsamına giren hallerde önceki zilyet, taşınırın başkasının hakimiyetinde bulunmasından kaynaklanan yanlış hukuki görünüşe kendi rızasıyla yol açmadığından korunmuş; onun menfaati, mevcut zilyet karşısında üstün tutulmuştur. Öyle ki, iyiniyetli zilyet, önceki zilyedin elinden rızası dışında çıkan taşınırı TMK’nun 989. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen yerlerden almamışsa, ödediği bedelin iadesini de talep edemez. Kötüniyetli zilyede karşı taşınır davası her zaman açılabilirken (TMK m.991/1), rıza dışı elden çıkan taşınır nedeniyle iyiniyetli zilyede karşı açılacak taşınır davası, beş yıllık hak düşürücü süreye tabidir (TMK 989/1).

Dosyanın ve ceza mahkemesi kararlarının incelenmesinde; davaya konu aracın, eldeki davanın açılmasından sonra 04/07/2014 tarihinde ölen dahili davalıların murisi T.. Ö.. ’in annesi F.. Ö.. adına kayıtlıyken, T.. Ö.. ’in aracı satmak için internetten ilan verdiği, telefonla arayan ve araca alıcı olduğunu söyleyen kişinin yoğun olduğundan bahisle satış vekaletnamesinin buluşmada hazır edilmesini istediği, T.. Ö.. ’in annesi F.. Ö.. ’in de Beyoğlu 49. Noterliğinden satış vekaletnamesini M.. G.. adına 22/02/2011 günü düzenlettirdiği, T.. Ö.. ’in M.. G.. ve M.. G.. ’in yeğeni olduğunu söyleyen kişiyle 23/02/2011 günü buluştuğu, ruhsat ve vekaletnameyi araçta bıraktığı, Metin’in yeğeni olduğu söylenen kişinin denemek bahanesiyle aracı alarak uzaklaştığı, T.. Ö.. ’in yanında kalan M.. G.. ’in ise telefonla konuşma bahanesiyle olay yerinden ayrıldığı, telefonda T.. Ö.. ’i iki saate yakın bir süre oyalayan M.. G.. ’in araçta bulunan vekaletnameyi kullanarak Kadıköy 21. Noterliğinde aynı gün kayınbiraderi E.. T..’ye aracın devrini gerçekleştirdiği, 24/02/2011 günü E.. T..’nin Merzifon Noterliğinde aracı davacıya sattığı, ancak aracı satmak isteyen davacının emniyette çalıntı şerhi olması nedeniyle işlem yapamadığı, T.. Ö.. ve F.. Ö.. ’in şikayeti üzerine dolandırıcılık suçundan Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2011/8205 sayılı dosyasında başlayan soruşturmada Cumhuriyet Savcısı’nın talimatıyla aracın davacı Aydın Akerik’ten alınarak yediemin olarak T.. Ö.. ’e 01/03/2011 günü teslim edildiği, soruşturma sonucunda dolandırıcılık eylemine iştirak ettiğine dair yeterli delil bulunmaması nedeniyle Aydın Akerik hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına ve araç teslimi ve mülkiyet konusunda tarafların hukuk mahkemesinde dava açmakta serbestisine karar verildiği, M.. G.. ve E.. T.. hakkında ise dolandırıcılık suçundan Kadıköy 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2011/350 esas sayılı dosyasında açılan davada, sanık M.. G.. ’in cezalandırılmasına 04/10/2012 günü karar verildiği, işbu mahkumiyet hükmünün Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nce onandığı, sanık E.. T..’nin ise katılan Telat ile alım satım anında karşı karşıya gelen ve kandırma çabası içinde bulunup aracı götüren kişilerden olmadığı, suça kesin iştirak iradesi içinde karıştığına dair kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, Aydın Akerik’in E.. T.. hakkında dolandırıcılık suçundan şikayette bulunması üzerine Merzifon Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/230 esas sayılı dosyasında görülen davada yapılan yargılama sonucunda aslen galerici olan ve elinde usulüne uygun vekaletname bulunan sanık E.. T..’nin işin ehli de olması hasebiyle hile ve desiseyle Aydın Akerik’i kandırmasının mümkün olmadığı ve dolandırıcılık suçunun unsurlarının bulunmadığı gerekçesiyle, E.. T..’nin beraatine 18/03/2014 günü karar verildiği, dosyanın temyiz aşamasında bulunduğu anlaşılmaktadır.

Somut olayda; dahili davalıların murisi T.. Ö.. ’in dava dışı M.. G.. tarafından dolandırılmak suretiyle iradesinin fesada uğratıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, malın malikinin elinden rızası dışında çıktığı kabul edilmelidir. Yukarıda anlatılan olayın oluş şekli, açıklanan hukuki düzenlemeler göz önüne alındığında; aşamalardaki el değiştirmelerdeki alıcıların da kötüniyetli olduğu sabittir. Hal böyle olunca, üçüncü kişi durumundaki davacının aracın mülkiyetini kazanması söz konusu olamayacaktır...."

4. HD.nin 16.04.2018 T. E: 2016/6135, K: 2978 s. kararını görüntülemek için tıklayın.